Sokak Fotoğrafçılığında Etik

April 22, 2019  •  Leave a Comment

Sokak Fotoğrafçılığında Etik

Sokak fotoğrafçılığının doğuşundan bu yana, sokaktaki sıradan insanların hayatlarını yakalamaya çalışan ve bu fotoğrafları kendi düşüncelerini ifade etme biçimi olarak sunmak isteyen fotoğrafçılarla, bu fotoğrafların çekilmesi sırasında kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünerek itiraz eden kitle arasında daima bir çatışma yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir.

Sokak fotoğrafçılarının bakış açısından gizlilik, ifade özgürlüğünü engellememelidir. Hukuki açıdan bakıldığında ise, sokak fotoğrafçılığı, bir fotoğrafçının ifade özgürlüğünü, bir kişinin gizlilik hakkına karşı dengelemekle ilgilidir.

Bu durum bana, sokak fotoğrafçılığında etik yaklaşımın, kesinlikle irdelenmesi, üzerinde etraflıca düşünülmesi gerekli olan bir konu olduğunu düşündürdü.

Aşağıda okuyacağınız, Philip-Lorca diCorcia’ya ait olan bir projenin tetiklediği davayı, sokak fotoğrafçılığındaki etik yaklaşıma temel bir ışık tutması açısından çok faydalı buluyorum.

Amerikalı çağdaş sanat fotoğrafçısı, Philip-Lorca diCorcia’nın Heads (Kafalar) (1999-2001) serisini, çekerken, New York’da cadde üzerinde bir binanın inşasında kullanılan iskeleye monte ettiği paraflaşı, kamera ile kablosuz bağlayarak, karşıdan gelen yayaların  sadece baş bölgelerini çekmiş, ayrıca paraflaşı arka planı aydınlatamayacak derecede düşük miktarda güç vererek, fonların karanlık, yüzlerin aydınlık olarak çıkmasını sağlamıştır. Proje o denli başarılı olmuştur ki, McGill galeride fotoğrafları 10-20 bin Amerikan Dolarına alıcılar bulmuş ve projenin kitapları da basılarak satılmıştır.

Philip-Lorca diCorcia'dan "Head No. 13, 2000" deki kişi Erno Nussenzweig'dir. Fotoğrafı diCorcia’nın “Heads” başlıklı sergi kataloğunda gördüğünde fotoğrafçı ve galerisini dava etti. (Fotoğraf Pace / MacGill Gallery, New York izniyle)

https://cityroom.blogs.nytimes.com/2007/10/05/battle-over-heads-photo-goes-to-court/

 

Amerika ve İngiltere’de kamuya açık alanlarda kişilerin yüzlerinin belirgin olacak şekilde fotoğrafını çekmek ve yayınlamak serbesttir (Kaynakça 3). Ancak, kurum ve şahıslara ait olan özel yerlerde, özel mülkün sahibi tarafından karar verilen bir durumdur . (Uçaklar, müzeler, otobüsler vb..)

Aslına bakarsanız, günümüzde Amerika ve İngiltere’de olan, sokak fotoğrafçılığı serbestliğinin temel sebebi, devletin güvenliği sağlamak amacı ile kullanmış olduğu güvenlik kameralarıdır. Yani devlet, güvenliği sağlamak amacı ile, kendisine hak gördüğü, kamuya ait alanlarda, video ve fotoğraf kaydı yapabilme hakkını, bir hukuk devleti oldukları için doğal olarak topluma da vermişlerdir. Bu yazıyı yazdığım tarihte ABD’de toplam güvenlik kamerası adedi 30 milyon, İngiltere de ise 6 milyon adet civarındadır.

Bu ön bilgi ile, Philip-Lorca diCorcia’nın Heads (Kafalar) projesini yayınlamasından, 5 sene geçtikten sonra, fotoğraflarının bu şekilde yayınlandığını ve yüksek fiyatlarla satıldığını fark eden Erno Nussenzweig (Ortodox Yahudi-inançları doğrultusunda yüz fotoğrafının çekilmesini onaylamayan kişi), avukatı aracılığı ile Philip-Lorca diCorcia’ya 2006’da dava açmıştır. Avukatının iddiası “Birinin rızasını almadan fotoğrafını çekmenin yeterince kötü olduğunu iddia ediyoruz.” ayrıca “.. Fotoğrafı izin almaksızın, galerilerde sergilemek, satmak, kitaplarda basıp dağıtmak haksız ve çirkindir.”; şeklinde olmuştur.

Amerikalı yargıç tarafından; “sokakta çekilmiş ve binlerce dolara satılan bir fotoğrafın sanat olduğunu - ticaret olmadığını - ve dolayısıyla dinin (Ortodox Yahudiliğin) bu tür görüntüleri yasaklamasına rağmen, İlk Değişiklikle (First Amendment-Mahremiyet Hakkı Amerikan yasasına atıfta bulunuyor)  eserlerin korunduğunu.¨ tespit etmiş ve davayı düşürmüştür.

Dava sonrasında açılan temyiz mahkemesinde, talep edilen tazminatın da, zaman aşımına uğraması sebebiyle (1 yıl içerisinde duruma hukuk yoluyla itiraz edilmesi gerekiyormuş)  reddedildiği hükmüne varılmıştır.

Projenin diğer bazı fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz.
https://www.juxtapoz.com/news/photography/philip-lorca-dicorcia-s-heads/

Amerika ve İngiltere’deki yasalar, kamuya ait alanlarda, sanatçının kendisini ifade etmek amacı ile çektiği fotoğraflara izin verirken, bu fotoğrafların, ticari amaçla, dergi, reklam vb.. ticari faaliyetlerde kullanılmasını yasaklamaktadır.

Yakın tarihimizde gerçekleşen bu dava, fotoğraf adına, Amerika’da görülen kritik davalardan birisi olduğuna şüphemiz olmasın. Çünkü bu tür davaların önemi, emsal teşkil etme özelliğini üzerinde barındırmasıdır.  Eğer Amerika’da “First Amendment-Mahremiyet Hakkı” yasasına uymayıp, hakim, bu davada, davacıyı haklı bularak (yargıtayda da onanmasını takiben) bir fotoğrafta, yüzlerin görünmesini, sanatçının kendisini ifade etme biçimi değildir, kişisel haklar çiğnenmiştir, şeklinde hükmetseydi, dava emsal teşkil edecek ve  kamu alanlarında çekilmiş ve çekilecek olan, yüzlerin yer aldığı tüm fotoğraflar, Amerika’da resmi internet sitelerinden kaldırılması ve fotoğrafların yer aldığı kitap satışlarının da durdurulması anlamına gelecekti.

Örneklendirmek gerekirse, Robert Frank, Garry Winogrand, Lee Friedlander, Diana Arbus, Bruce Gilden, Walker Evans, Bruce Davidson ve bu yönde insan yüzü barındıran fotoğrafları çeken fotoğrafçıların ya da gelecekte sanatçılar tarafından bu yönde üretilecek olan fotoğrafları da göremeyecektik.

Bu sebeple bazı kareleri hatırlatmakta fayda görüyorum; Robert Frank’ın eseri, 1958’de “Amerikalılar” adlı kitabında Amerikan toplumunu farklı bir biçimde çerçevelemiş, ırkçılığa da dem vurmuş  ve bu alanda tarihe geçmiş olan bir kitaptır.

Robert Frank, The Americans, Kapak Fotoğrafı
Otobüsün ön kısmında beyazların, arka kısmında zorunlu olarak siyahilerin olduğu fark ediliyor.

 

Garry Winogrand’ın bu fotoğraflarını da göremeyecektik.


Garry Winogrand, Los Angeles, 1980-83 (Women are beautiful serisinden)

Bu dava bize, kendisini ifade etmek için, sokak fotoğrafçılığını seçmiş olan bir fotoğrafçının, yasalar ve etik konusunda hatırı sayılır şekilde kafa yorması gerektiğini ve fotoğraf çekeceği bölgedeki yasal düzenlemelerin ve sosyokültürel hassasiyetlerin farkında olması gerektiğini göstermektedir.

Batı felsefe tarihinin en önemli ve etkileyici filozoflarından Alman filozof Immanuel Kant (1724-1804), ahlakı, felsefi açıdan tanımlamış ve bu konuda da eserler vermiştir. Onun şu sözüne bakalım.  “Anayasal bir ilke olarak bireyin özgürlüğü şu formül ile ifade edilebilir: Hiç kimse benim mutluluğumun kendi anlayışına göre olması konusunda beni zorlayamaz, herkes kendi mutluluğunu başkalarının özgürlüğünü sınırlamadığı ölçüde dilediği şekilde seçer.”

Peki sokak fotoğrafı çekerken hangi sesi dinlememiz gerekir; sadece yasaları mı? Benim buna yanıtım kesinlikle Immanuel Kant’ın ahlak yaklaşımı ile  “vicdan” dır. Kendi iç sesimiz şeklinde olacaktır.

Eğer bu iç sesi, bir manifesto haline dönüştürmek istersek, yanıtımız ne olmalıdır? Konu Sokak Fotoğrafçılığında etik ise, temeldeki manifestomuz da  “insana saygı” olmalıdır!

Sokakta fotoğraf çekmek için dışarı çıktığımızda, rastladığımız bazı durumlara aşağıda bu yönde yorumlar getirdim.

Dilenciler, evsizler

Bir insanın dilenci ya da evsiz durumuna düşmesi, gerçekten kişinin başına gelebilecek olası en kötü dibe vurma durumudur. Bu zorlu hayatta herkesin başına gelebilecek bir durumdur, anlayışla karşılanmalı ve bu konumdaki insanların yüzleri kadraja alınmamalıdır ya da alındıysa yakma-aydınlatma tekniği ile yüz tanınmaz hale getirilmelidir. Yüzleri tanınmayacak şekilde fonda yer alabilirler, ancak hiç bir zaman kadrajlarımızda bir özne durumunda olmamalıdırlar.


Haluk Safi, Marakeş, 2013, Iphone

Irk, din, mezhep

Bir insanın sahip olduğu, ırk, din, mezhep gibi farklılıkları vurgulayarak, onların yüzleri belirgin olacak şekilde fotoğrafını çekmek ve fotoğrafın bu farklılıklardan beslenmesini ummak, sokak fotoğrafı adına kabul edilebilir bir yaklaşım olmayacaktır. Eğer kapalı, çarşaflı, yahudi, caferi ya da zenci diye içinizden geçirip, kadrajı bu sebeple bir şahsa doğrultuyor ve fotoğrafını çekiyorsanız, size bundan vazgeçmenizi öneririm. Sokak fotoğrafı, insana saygı ve sevgi ile dolu olan bir fotoğraf türdür; ırk, din, mezhep gibi farklılıkları gözetmez. Bu şekildeki fotoğraflarda kabul görebilen yegane yaklaşım, bu kişilerin giydiği kıyafetlerin, bir fotoğraf dili olarak kullanılıp, fotoğrafın gücünü artırdığı yaklaşımlardır.

Haluk Safi, İstanbul, 2015

Engelli İnsanlar, Fiziksel Bozukluklar

Bu durumdaki insanların, kadraja dahil edilip, fotoğrafda yarattıkları ajitasyondan, nemalanmayı ummak, yine kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Eğer fotoğraf dili olarak, bu durumdaki insanların, bu alandaki güçlü duruşları, benzer durumdaki diğer insanlara güç verecek yaklaşımları içerisinde barındırıyorsa, ancak bu durumda geçerli bir fotoğraf olacaktır.

Konuya açıklık getirmek adına, halden anlayan (empati) şekilde yaklaşmakta büyük fayda var. Ciddi derecede fiziksel bir sorunu olan, eşiniz ya da çocuğunuz, benzer durumdayken, onun sadece bu durumunu gözler önüne serecek fotoğraflar çekiliyor ve bunlar sosyal medyada paylaşılıyor olsaydı ne hissederdiniz?

Seyyar Satıcılar

Ülkemizde işçi olup, memur olup akşamları ya da hafta sonları ikinci gelir kapısı olarak seyyar satıcılığı seçmiş binlerce insan mevcut. Bırakın onlar ailesine ekmeklerini götürsünler. Sen kadrajını onların yüzlerini belli edecek şekilde doğrulttuğun zaman, bunun çıktısı patronundan fırça yiyen hatta işsiz kalan bir işçi olabilir. Yaşamanın, geçinmenin çok zor olduğu bir ülkede, onlara hayatı daha dar etmenin hiçbir anlamı yok diye düşünüyorum.

Seyyar satıcıları kadrajınıza alıyorsanız, yüzlerinin belirgin olmamasına, dikkat edilmesi gerekir. Eğer  belirgin bir yüz varsa, yakma-aydınlatma tekniği ile yüzün görünümünün engellenmesi yine de sonuç elde edilemeyecekse, fotoğrafın yıllar içerisinde zaman aşımına uğrayıp yayınlanmasını öneririm.

Haluk Safi, İstanbul, 2015, Analog

Öpüşen çiftler

Son yıllarda ülkemiz hayli muhafazakar bir ülke halini aldı. Bu muhafazakarlığın içerisinde, yüzü belli olacak şekilde, 20 li yaşların altındaki öpüşen bir çiftin kadrajda yüzlerinin belirgin şekilde göstererek oluşturulmasını, o genç insanlar için oldukça riskli buluyorum. (Hatta ülkemizdeki kız çocuklarıniçin durumunu çok daha riskli görüyorum.) Geçen yıllar içerisinde ülkemizde gezmediğim bir kaç şehir kaldı. Ülkemin örf ve adetlerinin hayli farkındayım. Bir ailenin çocuğunun ilişkisini, bu şekilde, sosyal medyadan sizin çektiğiniz bir fotoğraf aracılığı ile öğrendiklerinde, ailenin çocuklarına nasıl bir travma yaşatabileceklerini ve çocuklarını nasıl bir kıskaca alabileceklerini tahmin dahi edemiyorum. Bir çocuğunun o yaşlarda geçirebileceği bu şekildeki bir travma, onun zihninde hayat boyu devam edecektir.  

“Ne var canım, zaten ne çekiyorsak bu muhafazakar düşünceden çekiyoruz” diyen sesleri duyar gibi oluyorum. Kalkınma, toplumlarda sistematik bir şekilde olur. Tarih, bugün kalkınmış ülkelerin topyekün devlet eliyle sistematik bir şekilde kalkındıklarını ya da toplumsal devrimler aracılığı ile gelenekleri yıktıklarını gösteriyor. Kısaca bu dönüşüm ülkemizde bizim çektiğimiz sokak fotoğraflarımızla olmayacaktır. Yani sokak fotoğrafında öpüşen bir çifti gösterdiğinde, bu ülkede devrim olmayacak, sadece bir çocuğunun hayatında muhtemel hatırı sayılır bir travma yaşanacak. Yıllar içerisinde çektiğim bu tarzda fotoğraflarım mevcut. Çekiyorum ancak, yayınlamıyorum. Hiçbir iyi fotoğraf, bir çocuktan daha değerli değildir. Zaman aşımına uğradığı zaman, belki yayınlamaya karar verebilirim.


Amerika,1922, plaj polisi tarafından plajdaki kadınların etek boyu ölçülüyor. Standarttan kısa olanlar plaj dışına alınıyor.

 


Haluk Safi, Ankara, 2019

Yasalar ve Sosyo Kültürel değerlerin Farkında olmak

Sanatçının ifade özgürlüğü, kişisel haklar ve sosyo kültürel değerler, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye, hatta ülkesine göre eyaletten eyalete değişen yapıdadır. Yurt dışına yapılacak olan bir fotoğraf gezisi öncesinde bu bilgiyi, yarım saat internette araştırma yaparak genelde öğrenebiliyorsunuz.

Aşağıda bazı ülkelerin sokak fotoğrafçılığına göre yasal düzenlemeleri mevcut. Bağlantıları (Link) tıklayarak, bu bilgilere ulaşabilirsiniz.

Avustralya Kıtası: Avustralya, Yeni Zellanda, Kuzey Amerika: Kanada, Amerika, New York, Avrupa: Fransa, Lüksenburg, Norveç, İngiltere Asya: Japonya, Singapur

2013 senesinde bir arkadaşımla Fas-Marakeş ziyareti gerçekleştirmiştim. Sosyokültürel değerleri kontrol etmek bu anlamda hiç aklıma gelmemişti. Seyahat öncesi Fas’a ait diğer fotoğrafçıların çektiği fotoğrafları incelediğimde, genelde fotoğraflar, kişilerin yüzleri belli olmayacak şekilde ve uzaktan kadrajlanmışlardı. Bunun sebebini o zaman anlayamamış ve fotoğrafçıların, tarzı bu şekilde diye düşünmüştüm.

Marakeş’in sokaklarını gezmeye başladığımızda, durumun vehameti o zaman ortaya çıkmıştı. Fotoğrafı çekilen şahıslar ve hatta polis, bir kişinin fotoğrafının çekilmesini takiben, fark edildiysek, fotoğrafı sildiriyor hatta, dillerini bilmediğimiz için, stres seviyesi son derece tırmanıyordu. Yanıma aldığım Nikon D800 SLR makineyi hiç bir şekilde gizleyemiyor, karından çekim yaptığım zaman dahi, denklanşör sesini fark edip, fotoğraflarını sildiriyor ve çekmemize izin vermiyorlardı. Sonuç, tam anlamıyla bir hüsrandı. İlerleyen günlerde, İngilizce bilen bir esnaf ile yapmış olduğum sohbet sonrasında hassasiyetin sebebini anlamış oldum. Fas’lıların bazıları, fotoğrafla birlikte, ruhlarının fotoğrafa hapis olduklarına inanıyorlardı. Bu durum benim için çok iyi bir deneyim olmuştu. :-)

Haluk Safi, Marakeş, 2013

Çocukların Fotoğraflanması

Bu konu batı ülkelerinin aksine, ülkemizde nispeten daha serbest durumdadır. Ülkemizde ebeveynler boynumuzda asılı olan bir fotoğraf makinesi gördüklerinde, kendileri gelip ¨çocuğumun fotoğrafını çeker misin¨ diye talep etmektedirler. Ya da ebeveynler oynayan çocuklarının çevresindeyken, çocukların fotoğrafının çekilmesine izin vermekte ve bu durumu da gayet sevimli bulmaktadırlar. Çocuğunun fotoğrafının çekilmesini istemeyen bir ebeveyn saygı ile karşılanmalı ve kesinlikle ısrar edilmemelidir.

Batı bu konuda çok daha farklı bir durumda. Çocuk kaçırmaları ve pedofili fobisi, batı ülkelerini hayli sarmış ve bu anlamda çok hassas bir konuma getirmiş. Batı ülkelerine yapmış olduğum seyahatlerde, ebeveynler çocuklarının kesinlikle fotoğraflarının çekilmesini istememektedir. Batı ülkelerine yapılan  seyahatlerde, bu durumu göz önünde bulundurmanızı öneririm.

Haluk Safi, Ankara, 2019

Sokakta kendimizi ifade edebilmek, belki sanatı da yakalayabilmek adına fotoğraflar çekmeyi tercih ediyoruz. Çektiğimiz fotoğrafların hangisinin yayınlanıp yayınlanmayacağı konusunda seçim daima biz sokak fotoğrafçılarına ait. Yayınlayacağımız fotoğraf, bir insana maddi ya da manevi boyutta zarar verebilme riskini içinde barındırıyorsa, yayınlamadan önce bu durumu dikkatlice irdelememiz gerektiği kanısındayım..

Kant’ın bu harika sözüyle yazımı tamamlamak istiyorum; “İki şey var ki, ruhumu hep yeni, hep artan bir hayranlık ve müthiş bir saygıyla dolduruyor: Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve vicdanımdaki ahlak yasası.”

Haluk Safi

www.haluksafi.com

https://www.instagram.com/haluksafi/

Blog:
https://www.haluksafi.com/blog

 

Kaynakça

  1. https://www.moma.org/learn/moma_learning/philip-lorca-dicorcia-head-10-2002/

  2. https://www.nytimes.com/2006/03/19/arts/design/the-theater-of-the-street-the-subject-of-the-photograph.html

  3. https://www.pdnonline.com/photography-business/legal/street-photography-and-the-law-what-you-need-to-know/

  4. Bystander : Sokak Fotoğrafçılığının Tarihi- Colin Westerbeck-Yazar , Joel Meyerowitz (Fotoğraf seçici)

 

 

 

 


Comments

No comments posted.
Loading...
Subscribe
RSS
Archive
January February March April (2) May (1) June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December
January (1) February March April May June July August September October November December
January February March April (3) May (2) June (2) July (1) August (2) September October November December
January (2) February March April May June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December