Sokak Fotoğrafçılığı Nedir?

April 28, 2019  •  Leave a Comment

Sokak Fotoğrafçılığı Nedir?

Lise yıllarıma geldiğimde, müziğe ve gitara olan ilgim çok artmıştı. Günde en az bir kaç saatimi gitar öğrenmeye ve klasik, rock müzik dinlemeye ayırıyordum. Üniversite yıllarımda, müzik sevgim tutkuya dönüşmüş,  klasik müzik ile başladığım müzik yolculuğuma, rock ve flamenko ile devam etmiştim. Bir taraftan üniversiteye gidiyor, bir taraftan da harçlığımı çıkarabilmek adına, barlarda piyasa müziği yapıyordum. Aynı şarkıları defalarca her akşam çalmak beni benden alıyordu. Zamanla barlarda çaldığım müzik, insanları coşturuyor, ama beni tatmin etmiyordu.

Zaman içerisinde gitar benim bir parçam haline geldi. Artık istediğim her parçayı rahatça çalabiliyordum. Gün geçtikçe, Paco de Lucia, John McLaughlin, Al di Meola gibi sanatçıların yaptıkları müziğe gittikçe hayranlık duymaya başlamıştım. Onlar parçalarını notasız çalıyorlardı, bir tema üzerinden kendi doğaçlama-emprovize müziklerini üretiyorlardı. Bu şaşılacak derecede doğal ve güzeldi. 


Paco de Lucia

İlk başlarda onları taklit ederek doğaçlama-emprovize müzik çalmaya başlamıştım. Zaman içerisinde artık ben de belli seviyede kendi müziğimi çalma esnasında doğaçlama parçalar üretebiliyordum. Kendi aradığım müziği, yani beni coşturan müziği sonunda bulmuştum. Belli bir tema ile başlayan, sonrasında notaların o anda beynimden gelen halini üretmeyi seviyordum.

Üniversite yıllarında film rulosu alacak param olmadığı için, ara verdiğim fotoğraf dünyasına, dijital çağın başlaması ile tekrar girmeye karar verdim. Zamanla yapmış olduğum doğaçlama-emprovize müziğin bir benzerini, sokak fotoğrafını çekerken de yakalayabileceğimi anladım. 

Sokakta hayat önümüzden akıp gider. Her insan kendi öncelikleri doğrultusunda, bir noktadan diğer bir noktaya hareket eder. Fotoğrafa gönül veren herkes bilir ki aslında sokağın bu akışı, içerisinde fotoğraf adına çok iyi bir müzik barındırmaktadır. 

Ben buna sokağın akışındaki, notalar diyorum.

Biz sokak fotoğrafçıları kendi müziğimizi oluşturmanın peşinde koşarız. Bunun için geliştirdiğimiz metod, Bach, Motzart, Beethowen ya da bir besteci gibi öncesinde oluşturduğumuz ve kağıda döktüğümüz bir besteyi kullanmayız. 

İster besteyi öncesinde yapın, ister sokağın akışında kendi tarzınızda yakaladığınız notalarla yapın, biz fotoğrafçılar, hepimiz, aslında kendi müziğimizi üretmeye çalışıyoruz, öyle değil mi?

Biz sokak fotoğrafçıları, Paco de Lucia, Al di Meola ya da bir jazz sanatçısı John Coltrane, Charlie Parker gibi, emprovize-doğaçlama üretebildiğimiz müziğin peşindeyiz.

Sokağın içerisinde, notaların peşinde koşarken, yakaladığımız müzik bizi alıp götürmeye ve içerisinde kaybolmaya başladığımızda, işte o zaman bizi gerçekten yansıtanı bulmayı başlarız.

Sokak fotoğrafçılığı tanımından önce gelişimine baktığımızda, Eugene Atget (1857-1927), André Kertész( 1894-1985), Henri Cartier-Bresson (1908-2004) gibi büyük isimlerle başlayan sokak fotoğrafçılığı, Garry Winogrand (1924-1984) , Lee Friedlander (1934), William Klein (1928 ), Daido Moriyama (1938 ), Joel Meyerowitz (1938 ) gibi isimlerle devam etmiş, dijital fotoğraf makinelerinin piyasaya sürülmesi, internet devrimi, Flickr, Instagram, Facebook gibi sosyal ağ sitelerinin hayata geçmesi ile büyük kitlelere bu yaklaşımın ulaşması sağlanmış ve günümüzde en çok takipçisi olan fotoğraf türlerinden biri haline gelmiştir.  



Eugène Atget, 1910 (çekim tarihi), Terzi dükkanı Penceresi

Fotoğraf türlerinin arasında Sokak fotoğrafçılığının adının geç konulması, ayrı bir tartışma konusudur. Lakin şu durumun dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. 19.yüzyıldan itibaren üretilmeye başlanan sokak fotoğrafçılığında, çekilen fotoğrafların, belgesel, haber, çağdaş sanat fotoğrafı ya da moda fotoğrafçılığında olduğu gibi, gelir getiren ve doğal olarak eko-sisteme sahip bir tür olmayışına bağlıyorum. Ne zaman ki internet devrimi gerçekleşip (1990 yıllarının sonlarına doğru), internet sayesinde sokak fotoğrafçılığı büyük kitlelere ulaşabilmiş,  peşinden fotoğrafçıları sürüklemeye ve yarattığı kitlesel değerle, eko-sistem oluşturmaya başlamış ancak o zaman bu türün adı konulabilmiştir.

Yazımızın konusuna dönersek, internet sitelerine baktığımız zaman sokak fotoğrafçılığı nedir, ne değildir şeklinde pek çok tanıma rastlamak mümkün. Yıllar içerisinde yapmış olduğum detaylı araştırmalarım ve birikimlerim sonucunda, aşağıdaki tanımın, bizi doğruya götüreceğine inanıyorum.

Sokak fotoğrafçılığı, fotoğrafçının kendini ifade edebilmek amacıyla, kamuya açık alanlarda, insana ait olanı, estetik, mizah, muğlak, dokunaklı, büyüleyici, farklı olanı.., tercihen hayatın doğal akışında (fark edilmeden, doğal-samimi-candid (İng.)) çekmesidir. 

Sokak fotoğrafı doğal olanın peşindedir ve asla manipülasyona başvurmaz. Çünkü tüm uğraşısı ve motivasyonu doğal devinim içindeki sihirli an’ı, öngörmek ve doğru an’da deklanşöre basarak kendi anlatımına ulaşmaktır.

Doğal-habersiz (Candid) Sokak Fotoğrafçılığı

Sokağın doğal akışında, habersiz, müdahalesiz çekilen fotoğraflardır. Fotoğrafı değerli ve güçlü kılan en önemli unsur müdahalesiz ve kontrol edilmeyen  bir ortamda yapılmasıdır. Fotoğrafçı tam olarak konuya bir gözlemci olarak dahil olur, sokağın akışına hiç bir şekilde müdahil olmak ve fark edilmek istemez. 

Doğal-habersiz (candid) Sokak fotoğrafı Henri Cartier Bresson’un “o an” yaklaşımında felsefi boyut kazanmıştır. “hareket halindeki tüm öğeler  bir an gelir dengelenir, işte o denge halinin peşine düşmek ve hareketsiz kılmak”.

Doğal-samimi sokak fotoğrafçılığına örnek teşkil etmesi için, André Kertész ve ikonik fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson fotoğraflarını tercih ettim. Henri Cartier-Bresson, André Kertész in sokak fotoğrafçılığında açmış olduğu yolda, güvenli adımlarla ilerleyerek, haber ve sokak fotoğrafçılığı alanında, ikonik yüzlerce fotoğrafa imza atmış Magnum ajansının kurucusudur.

HCB, Kertész'e olan saygısını şu iki sözle belirtmiştir. ¨Hepimiz Kertesz'e bir şeyler borçluyuz.¨, ¨Ne yaptıysak yapalım, ilk önce Kertész yaptı. ”


André Kertész, 1926


André Kertész, Meudon 1928

 

CIS:PH.608-1978
Henri Cartier-Bresson, Venedik, 1954
 


Henri Cartier-Bresson, 1961, Siphnos adası, Greece (Merdivenlerdeki kız)
 

Sokak Fotoğrafının Doğal-Samimi (candid) olması zorunlu mu?

Bu soruya yanıtım ¨hayır¨olacaktır. Ancak sokak fotoğrafçılığı tarihine baktığımızda, en iyi fotoğrafların sokağın akışında doğal çekilmiş fotoğraflar olduğunu fark edebiliriz. Evet, sokakta akışta-doğal olmadan, haberli, fotoğraf çekilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, bu durum kimi zaman fotoğrafın değerini, sokak fotoğrafı izleyicisi gözünde düşürebilir. 


William Klein, Silahlı çocuk, 1954, (Haberli çekim)

William Klein’a ait ikonik fotoğraflarından birisi olan,  bu fotoğrafın, diğer karelerine baktığımız zaman (contact sheet’den) fotoğrafın haberli olduğunu anlıyoruz. Ancak, fotoğrafın haberli bir şekilde fotoğraflanmasına rağmen - bu bilgiye sahip olmayan izleyiciler, hala çekimde doğallık olduğu hissine kapılıyor. Aslında, bu durum da fotoğrafın izleyici gözünde değerini artırıyor. 

William Klein, Silahlı çocuk diğer kareleri-contact sheet , 1954


Diana Arbus, Central Park'ta oyuncak el bombası ile çocuk, 1962 (Haberli çekim)


Diana Arbus, Oyuncak El Bombalı Çocuk, Diğer Çekimleri-Contact Sheet

Aynı çocuğun diğer çekimlerine baktığımız zaman, çocuğun fotoğraflamadan haberdar olduğu, yayınlama konusunda ise Diana Arbus ‘un ilk kareyi tercih ettiğini görüyoruz.

Belge ya da Sosyal bir amaç Beklenmemektedir 

Sokak fotoğrafçılığı muhabir fotoğrafçılığı değildir. Sokak fotoğrafçısının için belirli bir konuyu belgeleme görevi yoktur.

Sokak fotoğrafının belgesel fotoğrafla bir kesişim kümesi bulunmasına karşın (Kimi zaman bulunduğu sokağa ait hikayeyi içinde barındırması), sokak fotoğrafçılığı muhabir ya da bir belgesel fotoğrafçılık değildir. Sokak fotoğrafçılığının temel amacı, fotoğrafçının kendisini ifade edebilmesi hedefine dayanır. Yani, sokak fotoğrafçısı çektiği fotoğraflarla, sokağı, diğer insanlardan nasıl farklı gördüğünün ve bunu nasıl ifade ettiğinin peşindedir. Sonuçta, sokak fotoğrafçılığının amacı sosyal bir konuyu işlemek değil, (dilerse kendini ifade edebileceği şekilde sosyal bir konuyu işleyebilir de), kendisini ifade edebilmesidir.  


Dougie Wallace, Harrodsburg serisinden, 2016

Harrods, Londra mağazasından alışveriş yapanların hikayesinin anlatıldığı, Harrodsburg serisine buradan ulaşabilirsiniz.
https://www.lensculture.com/articles/dougie-wallace-harrodsburg-up-close-with-the-super-rich#slideshow

Sokak Portreleri

Haberli ya da habersiz çekilen sokak portreleri, Bruce Gilden’in güçlü yaklaşımları sayesinde, tüm dünyada popülerliğini artırmış şekilde devam etmektedir.

Bruce Gilden, New York

Sokak Fotoğrafı Sadece Sokakta mı çekilir?

¨Sokak fotoğrafı¨ türe verilen bir isimdir. Türün ismindeki ¨sokak¨kelimesi bizi yanlış yönlendirmemeli. Sokak ile kastedilen şey, aslında kamuya açık alanlardır. 

Kamuya açık alanların tanımı, ülkeden ülkeye değişmekle beraber, temelde, sokaklar, AVM’ler, plajlar, toplu taşıma araçları hatta açık kırsal bölgelerde buna dahildir. 

Ancak, ev, ofis vb.. kişisel ortamları bu sınırın dışında tutmak doğru olacaktır. 

Martin Parr

Martin Parr’ın plaj fotoğrafları serisi, gerçekten incelemeye değer, çekildiği yılların üzerindeki bir vizyonla üretilmiş fotoğraflardır. Dikkatlice, fotoğrafları okumanızı tavsiye ederim.

Christophe Agou, New York Metrosu, 1998-2001

Çok erken yaşta kaybettiğimiz Christophe Agou’ye ait olan metro serisine buradan ulaşabilirsiniz.
https://in-public.com/photographers/christophe-agou/

Sokak Fotoğrafı İçinde Hayvan ya da İnsan Barındırmak zorunda mı?

Bazı fotoğraflar var ki, insana-beşeriyete ait ortamları bize öyle farklı bir açıdan gösterir ki, bu fotoğrafların sokak fotoğrafı olmadığını söylemek imkansızdır.
 
Evet, içerisinde insan ya da hayvan barındıran fotoğraflar, sokak manzarası ya da sokakta var olan nesne fotoğraflarına göre  güçlü olabilme ihtimali daha yüksek fotoğraflardır. Ancak, bazı fotoğraflar  vardır ki, fotoğrafçının kendini ifade edebilmek için, bir canlı varlığa ihtiyaç hissetmediği durumlardır. İşte sokakta var olan bu tür durumları da kaçırmamak gerekir diye düşünüyorum. 


Siegfried Hansen



Todd Gross


Eugène Atget, 1908

Unutmayalım, tarih boyunca oluşan en büyük eserler ve akımlar, kimi zaman pek çok tanımlamaya, akademisyene, topluma karşı çıkmaya cesaret etmiş sanatçılar tarafından oluşturulmuştur. Yukarıdaki tanımlamalardan, sınırlardan uzak kalıp, aklınızı ve fikirlerinizi serbest bırakıp, fotoğrafçılık üzerinde cesaretli  denemeler yapmanızı öneririm. Fotoğraf dünyasının, sınırları belli, kalıpları belli  fotoğrafçılara değil, özgür fikirli, yenilikçi fotoğrafçılara ihtiyacı var. 
 

Kaynakça

 

 


 

 

 

 

 


Comments

No comments posted.
Loading...
Subscribe
RSS
Archive
January February March April (2) May (1) June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December
January (1) February March April May June July August September October November December
January February March April (3) May (2) June (2) July (1) August (2) September October November December
January (2) February March April May June July August September October November December
January February March April May June July August September October November December